Batılı ülkeler neden önde, İslam ülkeleri neden sefalet içerisinde?

11.11.2025

Şayet ana sayfadaysanız içeriği görüntüleyebilmek için konu başlığına tıklayınız

BATILI ÜLKELER NEDEN ÖNDE İSLAM ÜLKELERİ SEFALET İÇERİSİNDE ?

İşte cevap

Rabbimizin en önem verdiği şeylerin başında kul hakkı gelir.

Yani insan hakları!

Allah karşınızdaki kafir dahi olsa onun hakkına girmeyi yasaklamıştır.

Hayvanlar için dahi onlar benim yeryüzündeki sessiz kullarımdır buyurmuştur.

Batılı ülkeler her ne kadar bizim dinimize mensup olmasalar da iş ahlakı ve iş hukuku hususunda Allah'ın emrlerine uyarlar.

Onlar için İnsan hayatı ve insan yaşamı öncelikleridir.

İslam ülkelerinin bireyleri ise en önemli gereksinim olan binaları inşa ederken dahi işlerini doğru yapmazlar, insan sağlığını ve insan hayatını hiçe sayarlar

Ya malzemeden çalarlar, ya da bilmedikleri bir işe hiçbir fenni imi olmadan üç kuruş kazanç uğruna atılarak depremlerde insanların ölmelerine vesile olacak olan binalar inşa ederler.

İslam ülkelerinde yaşayan insanlar 6 şiddetindeki depremlerden dahi korkanken, Japonlar, Çinliler ve batılı ülkelerde yaşayan insanlar 7 üstü depremlerden dahi korkmazlar.

Çünkü onlarda ahlak var. Çalmıyorlar ve işlerini doğru yapıyorlar.

En tepesindekinden en alt mertebesindeki insanına kadar bu halkta Allah korkusu değil, menfaat ve benlik duygusu ağır basar.

Kentsel dönüşüme girme uzlaşmazlıklarında da bu tür durumlara sıkça şahit oluyoruz.

Daha fazla pay alabilmek veya binayı kendi tanıdığı müteahhite yaptırıp indirim alabilmek için kentsel dönüşümü sabote edip insanları çürük binalarda yaşamaya mahkum edenler dahi var.

Klişeleşmiş bir sözümü hatırlatarak konuya devam edeceğim

İşini düzgün yapmıyorsan aşında tat arama!

Haramdır her lokması sana...

Allah'ın en önem verdiği şeylerin başında kul hakkı yani insan hakları gelir demiştik.

Müslüman ülkelerde kul haklarını hiçe saymanın bir diğer türü ise çalışma şartlarıdır.

Batılı ülkelerde ağır işlerde çalışan her bireye ailelerine ve yakınlarına da zaman ayırabilsinler diye 3 vardiya sistemi uygulanır.

Zaten Sıla-yı Rahimi yani akraba ziyaretini terk etmemekte bizim dinimizin emridir.

Bir de bizim ülkemizi baz alarak Müslüman ülkelerdeki çalışma şartlarına bakalım.

Üç kuruş maaş ile on iki saat çalıştırmak yetmiyormuş gibi fazla mesaiye zorlanmaya kadar her türlü adaletsizlik mevcut.

Bu insanlar işe yetişebilmek için sabahın çok erken saatlerinde kalkıyorlar.

Trafik çilesine katlanıyorlar. Yoğun çalışma saatlerine ek olarak gidişli dönüşlü 2 saatlerini de yollarda harcıyorlar.

Önceki gecelerden de uykusuzluk ve yorgunluk almışlar. Değil akraba ziyaretine ayırabilecek zaman bulmak, çocuklarının gürültüsünü bile kaldıramayacak olan huysuz eş ve babalara dönüştürülüyorlar

Türkiye dahil olmak üzere birçok islam ülkesinde sebze ve meyvelere sağlığa zararlı olan hormonlar ve kimyasallar katıyorlar. Diğer gıda ürünlerinin üretiminde de hileye kaçıyorlar.

Yani bu insanlar diğer insanların sağlıklarını çalıyorlar.

Bu kul hakkına çifçisinden tutun marketçisine kadar herkes bulaşmış durumda.

iş hukuku konusunda islam ülkeleri Allah'ı tanımıyorlar. Ürettikleri herşey çok dandik. Tamir parası adı altında cüzdanlarızdan para çalıyorlar.

Batılı ülkelere en iyilerini gönderip çabuk bozulacak olanları bu halka dayatıyorlar.

Sel felaketlerinde sürüklenen, trafik kazalarında yere dökülen ürünleri bile sahibine teslim etmek yerine yağmalamayı tercih eder olmuş insanlar.

Bu halk iflah olmaz.

Kuru dua ile kendilerini kandırmaya imanım beni kurtarır demeye devam etsinler bakalım!

İman senin üzerinde tapulu mal mı?

Kişi nasıl yaşarsa öyle ölürmüş der Peygamber efendimiz.

Son nefesinizde bakalım elinizde ne kalacak

Müslüman ülkelerin insanlarında iş ve sosyal hukuk alında ahlak yoksunluğu var ve Allah evvela kul hakkına bakar...

Mevlana der ki;

Kuru duayı bırak ağaç istiyorsan tohum ek

Bu yazı dizimi

Lehine olan duaların kabulü Mevla'nın hukuk bütünlüğüne riayet etmene, reddi ise etmemene endekslidir. kelamımla sonlandırıyorum

Mustafa Yekta Uzun / Hakikate yolculuk