Dertten devaya...

11.11.2025

Şayet ana sayfadaysanız konu başlığına tıklayınız 

DERTTEN DEVAYA...

En zemheri ayazıyla dayansa da gönül kapına kahır, Edepten bir tacın olduğu müddetçe musibetler teğet geçer, yol alır.
Bilesiniz ki, İnsanın kendisinden başka düşmanı yoktur. Allah'a itaatsiz kul olmayı tercih edenlerin rahatsız edici sinekleri bol olur.
Yüce Allah Şura Suresi 30'cu ayette şöyle buyurur.
'İnsanların başına gelen musibetler kendi elleri ile işledikleri günahların getirisidir.


Musibet ve kederden kurtuluşun ilk şartı Fatiha suresinde gizlidir.
Fatiha suresinde yüce Allah
'ilahi bizleri kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna ilet .
Sapmışların (ve böylelikle) gazaba uğrayanların yoluna değil Amin (deyin) .
Buyurmaktadır

 
Bu iki ayet azabın ve gazabın geliş nedeninin doğru yoldan sapıp itaatsiz kul olarak haddini aşmışlıktan kaynaklandığını açık ve net bir biçimde izhar etmektedir.
Değerli dostlarım Peşin hükümlülükten sıyrılın. Bugüne kadar duyduğunuz her şeyi unutun ve bu iki ayet üzerinde yoğunlaşın.
Şimdi bir çoğunuzun aklına şu sorular gelecek ve bu sorular sizleri şüpheye düşürecek ivedi bir biçimde gidermek gerek…


Şeytan kalbinize vesvese verecek ve diyecek ki 'Benden daha günahkar kullar var ben azap çekerken onlar gününü gün ediyorlar.
Her zaman her şey göründüğü gibi değildir ve Allah kimin azabını geciktirirse ona daha ağır şekilde vuracağını ve onların bir süre günahları içerisinde bocalamalarına seyirci kalacağını beyan etmiştir.
Ayrıca Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde buna benzer bir soruya şu yanıtı vermiştir.
'Allah bir kulunu sevdi mi ve ona hayır murat etti mi doğru yoldan sapar sapmaz vurur. Haram bana yaramıyor dedirtir. Niyeti o kulunu harama giden her türlü yoldan feragat ettirmektir. Allah bir kuluna da şer murat etti mi o kulunun azabını geciktirir'. Buyurmuştur.
Bu esasında şuna benziyor yanlış yolda olduğunuzu ne kadar çabuk fark eder ve ne kadar çabuk o ve benzeri yanlışlardan dönerseniz o kadar az bedel ödersiniz.
Peygamberler dahi bizim günahlarımıza istinaden çok çok masumca günahlar işledikleri halde onlar da bedel ödemişlerdir. Hz Muhammed sav o bedellerden birini öderken 'Ayağınıza diken batsa günahınızdan bilin buyurmuştur.
Gaflet suyu akıtan sözde dini bazı kitaplarda Peygamberler hiç günah işlememişlerdir gibilerinden yalan yanlış bilgilere yer verilmiş ve böylelikle Kuran ayetleri inkar edilmiştir.
Yüce Allah Muhammed suresi xx ci ayette Ey Habibim kendi günahların ve mümin erkeklerle mümin kadınların günahları için rabbinden af dile buyurmuştur.
Bu da hiçbir peygamberin durduk yere musibete maruz kalmadığının delillerinden sadece bir tanesidir ve az önce de belirttiğim üzere peygamberlerin işledikleri günahlar bizim işlediğimiz günahlar gibi değildir. Peygamber efendimizin işlediği bir günah ve aldığı sert ikaz abese suresinde yer almaktadır.
Peygamberler günah işlememiştir beyanında bulunmak ise Allah'ın ayetlerinin inkar edilmesi anlamına gelir ve imanınızı yitirme vesilesidir.
Her daim peşin hükümlülükten kaçının ve din hakkında bir malumat edindiğiniz zaman Kuran'ı kerim mealine bakıp doğruluk derecesini mutlaka araştırın.
Ayrıca! Allah Kuran da hangi surede 'Ben çok merhametliyim çok affediciyim çok bağışlayıcıyım' dese o ayeti mutlaka işte tövbe edip durumunu düzeltenlerin durumu böyledir Fasıklara (Günahından dönmeyenlere) gelince onlara şiddetli bir azap vardır şeklinde devam ettirmek sureti ile şu mesajı insanlık alemine sunmaktadır.
'Evet ben çok merhametliyim çok affediciyim fakat yalnızca tövbe edip durumlarını düzelten kullarıma karşı…
Bir söz vardır denir ki kitabı kendine uydurma kendin kitaba uy diye…
Ayetleri yarıda kesip işimize gelen tarafını alıp, devamını görmezden gelirsek doğru yola ulaşamaz kendimizi doğru yolda zanneder ve hüzün deryasının en dibine batarız.
Allah boş yere mi vakit namazlarının her rekatında 'İlahi bizleri doğru yoluna kendisine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna (ilet) Sapmışların (ve böylelikle) gazaba uğramışların yoluna değil (Amin) diye dua ettiriyor zannediyorsunuz.
Hazret-i Muhammed bu oluş hakkında
'Kıldığınız namaz sizleri günah işlemekten alıkoymuyorsa mükafat değil ceza hasıl olur.' Buyurmuştur.
Bir islam büyüğü der ki
Bela başa gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça
Bu Allah dostu bu sözü gerek şura suresi 30'cu gerekse enam suresi 125 ci ayetlere istinaden yazmıştır ve kesinlikle doğru bir tespittir.
Allah Teala Enam suresi 125 de buyurur.
'Allah zalimlerin bir kısmını zalimlerin bir kısmı ile işte böyle takıştırır.
Benim tabirim ile
Kukladır her bir kötü insan
İpleri Allah'ın kudret elinde olan.
Sen batılı hak sayıp yanlış yolda adım attıkça seni o kötü kuklalara tekmeletecek olan…


Hazreti Mevlana Mesnevisinde musibetten çıkış yolunu şu sözleri ile özetlemiştir.
'Eğer (sinsice veya açıktan açığa) düşmanın olan şeytanın başını ezmek dilersen, gözünü aç da gör ki şeytanın katili edeptir. Gözünü aç da baştan başa Allah kelamı olan Kuran'ı kerime bak. Kuran'ın bütün ayetleri edep talim eder. Edep öğretir ' buyurmuştur.


Bir başka Allah dostu ise
Edep bir taç imiş Nur-u hüdadan
Giy o tacı emin ol her türlü beladan… der.


Bunca ayet bunca tarihe mal olmuş Allah dostları musibetten kurtuluşun reçetesini bu şekilde verirken Allah'ın emirlerine uyup tövbe edip durumlarını düzeltmeyi telkin etmek yerine şu duayı oku kurtul hurafelerini yaygınlaştırmanın ve Düzelticilik yaptığını zannederek asıl bozgunculuğu kendilerinin yaptıklarını açık ve net bir biçimde aşikar etmektedirler.
Kurtuluş okuyup üflemekle değil Allah'ın Anayasına tam manada riayet etmekle mümkündür
Lehinize olan duaların kabulü Mevla'nın hukuk bütünlüğüne riayet etmenize reddi ise etmemenize endekslidir.
Bunca zaman salt çoğunluğunuz hurafelere inandınız Kuran'a bakıp doğru yolu ve gerçek kurtuluşu bulma gereksinimi duymadınız ve hatta musibetlerle kendi aleyhinizde savaşarak zafer elde etmeye kalkıştınız
Değerli dostlarım Bataklığa sinekler konar. Cahil olan sinek kovalar. Ama bataklık yine bataklıktır bir sinek gitse diğer birisi konar. Aklı başında olan iç alemdeki bataklığı eyleyendir gülistan…
Hazreti Mevlana bu hakikati şu hikayesi ile ne güzel de aşikar etmiştir.
Hikayeyi kısaca özetleyeceğim Fakat Hz Mevlana'nın şu sözünü de aktarmadan geçemeyeceğim
Maksat kıssadan hisse almaktır. Yoksa sana hikaye anlatmak değil !
Haşa ! Benim anlattıklarım kupkuru birer hikaye değildir.
Tefekkür eyle ! Bu benimle senin şu an ki halimizdir.
Hikayemiz şöyle başlıyor i 'Birisi kızgınlıkla annesini öldürür. Diğer birisi ona sorar. Be hey gafil anneni neden öldürdün. Adam cevap verir 'Ayıbını toprak örtsün ben onu bir adamla iğrenç bir günah işlerken yakaladım. Der. O ise 'Eee anneni öldüreceğine o adamı öldürseydin ya ! der.
Annesini öldüren adam ise şu manidar cevabı verir.
Ne yani her gün başka başka bir adamı mı öldürseydim. Her gün başka bir insanın kanını mı dökseydim. Fesadını her yana bulaştırarak beni düşman sahibi yapan annemi öldürmek sureti ile kökten çözüm yolunu tercih ettim der ve Mevlana söze girer.
İşte o anne sizin nefsinizdir. Nefsinizi öldürmek (ıslah etmek) sureti ile gerçek kurtuluşa erişebilirsin
Değerli dostlarım dinimizde Allah'a itaat etmekten gayrı bir kurtuluş yolu yoktur.
Alternatif yollara başvuranlar daha beter azapları satın almanın ve de Allah katında zalim sıfatı ile yer almanın ötesine geçemezler ve Melekler tarafından yeryüzündeki bozgunculardan diye yad edilirler.
Size farkında olmadan Allah diyerek Allah'ın ayetleri ile nasıl bozgunculuk yapıldığını aşikar etmek istiyorum
Diyelim ki sizlerden birinin cüzdanı çaldım veya iftira atıp yuvanızın yıkılmasına vesile oldum Belki de hakkınızda yalan yanlış gıybet yaparak kötü bilinmenize ve de işten atılmanıza vesile oldum Allah başıma bir musibet verdi.
Allah diyor ki tövbe edip durumunu düzeltmedikçe bende senin musibetler silsileni engellemem.
Gaflet suyu akıtan hocalar ise diyor ki
Şu duayı okursanız 50 senelik irili ufaklı tüm günahların silinsin.
Ben bu duayı okuyup irili ufaklı tüm günahlarımın silindiğine inansam senden çaldığın parayı geri vermem. Yuvan yıkılmış acı çekiyor herkes tarafından hor görülüp itiliyor musun bana ne Allah affetmiş nasıl olsa derim. Sen de paşa paşa acını çekersin. İşten atılmış aç kalmış hırsızlığa başlamışsın benim yüzümden bana ne ? Demeyi tercih etseydim ve gerçekten bir dua karşılığında Allah beni affetseydi yürü ya kulum serbestsin deseydi Bu durum haşa Allah'ın mazlumlara yaptığı haksızlık olurdu öyle değil mi ?
Gaflet suyu akıtan hocalar hal lisanı ile adeta şu mesajı vermeye çalışıyorlar.
Dinde Alternatif yollar var ! Kuran sana tövbe edip durumunu düzeltmedikçe kurtuluşa eremezsin diyor ama Allah'a rüşvet babında birkaç güzel söz söyle görmezden gelsin yaptığın tüm haksızlıkları ve tek celse de silsin 50 senelik irili ufaklı tüm günahlarını…
Hazret-i Ali R.A der ki
Lafın kimin ağzından çıktığına değil ne söylediğine bak diye…
Falanca evliya şöyle demiş falanca sahabe şöyle nakletmiş şu duayı okumak her derde devadır diye kesinlikle inanmayın Hükümleri asıl kaynağı olan Kuran'dan araştırın.
Kuran, anlamsız ve büyülü sözler arşivi değil,
Allah'ın emir ve yasaklarını tebliğ ettiği yaşam kılavuzudur. Öğüt çeşmesidir.
Kuran da verilen her mesaj ise kızım sana söylüyorum gelinim sen anla sadedindedir.
Kavimlerin ve de kişilerin helakini kupkuru birer hikâyeymişçesine okuyup geçmek yerine aynı hataları yaparsak aynı akıbeti er ya da geç yaşayacak olduğumuzun bilincinde olarak hareket etmeliyiz.
Allah hemen hemen her surede 'Elbette ki düşünenler için bunda büyük öğütler vardır hiç mi ibret almazsınız buyurmak sureti ile hikaye misali okuyup geçmek yerine aynı hataya düşmemek için elinden geleni ardınıza koymamayı telkin etmektedir.
Yüce Allah Kamer suresi 17. Ayette
'And olsun ki biz Kuran'ı düşünüp öğüt almanız için kolaylaştırdık yok mu düşünüp öğüt alan buyurmakta ve Muhammed Suresi 24. Ayette ise
Onlar, Kuran'ın ayetleri üzerinde inceden inceye düşünmezler mi yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var buyurmak sureti ile yukarıdaki yazı dizimde yansıtmaya çalıştığım mesajını aşikar etmekte ve İnsanları ayetler üzerinde inceden inceye düşünmeye davet edip kendilerine pay çıkarmaya davet etmektedir.
Kuran hasta ve dertli gönüllere yazılan bir reçetedir.
Reçeteler ise içeriğindeki emir ve yasaklara uymak sureti ile hastalığı geçirir.
Reçeteyi okumakla veya baş ucunuza koyup da içeriğinde ne yazıyorsa tam tersini yapmakla değil…
Ne yazıktır ki İnsanlarımız İslam dinini de putlaştırmış, anlamsız ve büyülü sözlermişçesine şifa arayışına koyulmuşlardır.
Şeytanlar ise bunu fırsat bilip bazen bu nidalara icabet etmiş ve hatta faydası olduğunu zannetsinler diye onlara yardım dahi etmiştir. Fakat Bir Çin atasözünde de belirtildiği üzere
Ağzında bal olan arının arkasında da iğnesi vardır.
Şeytanın icabet ve yardımları onu bir dertten kurtarıp bin derde taşımak içindir.
Yüce Allah
Nahl Suresi 119'cu ayette
Allah tövbe edip durumlarını düzeltenlerin yanındadır.
Buyurmaktadır.
Tövbe etmeyi herkes biliyor ama durumlarını düzeltmek hususunu çok yanlış anlıyor bu yüzden tövbesi kabul olmayan ve kabul olmadığı için de bir süre sonra daha beter günahlara dalan kul halini alıyor.
Bir günahı bir daha işlememeye karar verip Allah'a söz vermek tövbe etmek anlamına gelir
Durumlarını düzeltmek ise işlediği günah ile açtığı maddi manevi hasarları telafi etmek ve de günaha davetiye çıkaran açıkları kapatma çabasına denir.
Çaldıysan çaldığını iade edeceksin. İftira atıp bir yıkıma vesile olduysan doğruları itiraf edecek ve helallik isteyeceksin.
MUSTAFA YEKTA UZUN